Dünya Pamuk

Şiir

Taşra

18 Şubat 2021 - 19:23

Dünya Pamuk

2 dk.

Sıkıca sarıldığın sandık sarısı aya kaçıvermiş,
Tutup kelimesi kelimesine yakma vaktidir şimdi,
Mührüne tövbe, tövbesine inkar, inkarına yasaklar mı bulanmış?
Kaçak ilan edip sıyıralım entarisinden nice aşkları,
Çelme takıp düşürelim koynumuzdaki kör kuyuya,
Ah etmeler meydanları inletsin, bizde vicdan iki bacak arası,
Esen rüzgarın hafif ağırlığını da ekleyelim idam sehpasına;
Hiç mi hiç kurtulamasın.

Bir ses etmelere bin ah işiten türbanlı teyzeler,
Tahtının sıcaklığını yatağına taşıyan sözde ağabeyler, 
Ve elleri cebinde ama göğsünü sıkı sıkıya kapatan babalar,
Taşlı yollarda güle eğlene bahsini istişare edecek kadınlar,
Siz kimsiniz?
En ağır hükmü kaleme sığdıran cambazlar,
Envai çeşit yargılamayı hak gören ve bundan erinmeyen kaçıklar,
Çuvala tıkıp kendi karasını, nice Ayşelerin ayıbını duvara asan ahmaklar,
Bunu zafer sanıp zihinlerinde binbir çeşit hikaye uyduran zavallılar,
Meydanlara asmalı mı artık hakkın gücünü?
Eteklerinize topladığınız ve kimselerin bilmediği ayıplarınız sizin olsun.
Yakasına tutunduğunuz kızların ahı arşı geçti geçeli,
Elbet bir parşömene sığacak türden yazılıdır haktan zulmünüz.
Geçmiyor hiç; gözleri buğuyla bakan çocukların aş öfkesi,
Pencereleri kapatıp kaçtığınız dünyanın nice derdinden de
Bilemediniz namusa bekçiye ne hacet! 
Sallandırdığınız tertemiz niyetin içinde köre dönecek gözünüz.
Yakarışlarınız demir parmaklıkları sızlatır belki,
Belki acınası dilleriniz hizaya gelir de inkardan kaçarsınız,
Dizlerinizi dövmeler kafi kalır mı sandınız?
Tutuşturup yangınlara attığınız nice hayatların pespaye yazarları!
Yerle bir olana dek ruhunuzdaki acınası duvarlarınız,
Karaya bulanan göğsünüz köz kızıllarda ham olana dek yalvarışlarınız;
Hiç mi hiç af bulamasın.

 

Kapısına kaç kilit vurduk insanlığımızın?
Körleşmiş duyularımızın altında bencil birer hayal kırıklığıyız,
Menfaatlerin nihayetinde istenirse birer kontes,
Belki de zarları düşeş getiren pekâlâ ukala beyler!
Acınası kimliklerimizden sıyrılıp düşüyoruz düşlerin kucağına,
Nihayetinde şık bir smokinle etkileriz adaleti yazısını,
İmzaları kaderine attığından bihaber beyaza sararız kadınlarımızı,
İş bu ya; adı bile geçmez artık doyurduğu sofraların meclisinde,
"Kırmızı yazmalı!" derler lastik ayakkabısını kapısına koyan anaya,
Böbürlenen kahve ağaları sesini nefesini kesip öylece seyreder iman lahzasını,
Gölge çöker üstüne sevinçlerin,
Güne güneşe gün gibi bakan bir Fatıma daha yoktur artık.
Artık isyan etmeler de kifayetsiz kalır.
Bir ana daha kınalı kuzusundan ayrıdır.

lahza dünya pamuk köy meydan sandık

Yorumlar

Yorum yazabilmek için yapmalısın.