Can Cafcav

Öykü

Bedel - 1. Bölüm

07 Kasım 2021 - 19:23

Can Cafcav

6 dk.

“Gördüğüm ilk dinlenme tesisine girmem gerekiyor. Yoksa onların evime saldırarak yapamadığını şarampole yuvarlanarak yapacağım. Kafama sıkıp kurtulsam en kolayı aslında!”

 

“Yapamam. Kızımı, eşimi, annemi yalnız bırakamam. Biliyorum hayatım yoldan çıkalı aylar oluyor. Eşimle evlenerek onun hayatını çoktan kararttım. Kızım rahme düştüğü gün başı belaya girdi. Bunun sorumlusu da arzularına söz geçiremeyen benim. Başka kimse değil. Ama madem bu b.kun müsebbibi benim, o zaman temizleyeni de ben olmalıyım. Ama önce uyumalıyım. Uyuyamazsam ne bu şerefsizlerden kurtulmak için güç bulabilirim ne de bu saçma fikirlerden kurtulabilirim.”

 

“Ya öleceğim ya uyuyacağım.”

 

Yukarıdaki girişi yapalı dokuz ay olmuş. Öykü yazmak için delirdiğim ama bir türlü konu bulamadığım bu günlerde bilgisayarımın derinliklerinde böyle bir yazıya denk geldim. Okudukça merak duygum kabardı. Fakat neyi kurgulamaya çalıştım da beceremedim, kestiremedim. Yani, gene her şeyi en başından kurgulamam, bol bol düşünmem, debelenmem gerekiyor.

 

Biraz düşündükten sonra bu yazdıklarımı gördüğüm rüyadan yola çıkarak yazdığımı hatırladım. Annem, eşim ve kızımla beraber evimize giriyoruz. Ev talan olmuş, her yer her yerde. Kimi duvarlar yıkılmış, etrafta kesif bir barut kokusu var. Patlayıcılar esip gürlemiş.

 

Bu görüntüden sonra hatırladığım şey, üzerimde dağınık bir takım elbise ile bir anayolun kaldırımında düşünerek yürümem. Sanırım ailemi güvenli bir yere yerleştirmiş dönüyorum. İntikam alma niyetindeyim.

 

Dokuz ayın ardından hatırlayabildiğim kadarıyla böyleydi rüyam. Muhakkak noksandır, dokuz ay az zaman değil.

 

Artık ortaya ne çıkarsa…

 

***

 

Gördüğüm ilk dinlenme tesisine girmem gerekiyor. Yoksa onların evime saldırarak yapamadığını şarampole yuvarlanarak ben yapacağım. Kafama mı sıksam?

 

Yapamam. Kızımı, eşimi, annemi yalnız bırakamam. Biliyorum, hayatım yoldan çıkalı aylar oluyor. Eşimle evlenerek onun hayatını çoktan kararttım. Kızım rahme düştüğü gün başı belaya girdi. Annemi asla hak ettiği gibi yaşatamadım. Bunların tüm sorumlusu da arzularına söz geçiremeyen benim. Başka kimse değil.

 

İşler öyle bir raddeye geldi ki artık yapacak çok da bir şey yok. Bu b.kun müsebbibi bensem temizleyeni de ben olmalıyım. Fakat tüm bunlardan evvel uyumalıyım. Uyumazsam ne bu şerefsizlerden kurtulmak için güç bulabilirim ne de bu saçma fikirlerden kurtulabilirim.

 

İleriden ışıklı bir benzinlik tabelası gördüm. Dandik bir marka olsa da yakıt kalitesi şu an zerre s.kimde değil.

 

Benzinliğe giriş yaptıktan sonra arabayı pompanın önüne park ettim. Deponun kapağını açıp dışarı çıktım. Binanın içinden uykulu bir herif çıktı. “Yüz lira atalım.” dedikten sonra tuvalete gittim. Elimi yüzümü güzelce yıkayıp arabanın yanına geldim. İçeriye göz attım biraz ne yazık ki market var gibi durmuyor. Her yer yağ ve benzeri ıvır zıvır. Arabayı park edip uyumak için elemandan müsaade istedim. Ne olur ne olmaz.

“Tamam abi, sorun yok.” dedi. Arabaya binip en kuytu yere park ettim. Koltuğumu yatırıp uykunun beni ele geçirmesini bekliyordum ki eleman yanıma geldi. Kafamı çevirip cama doğru baktım. Elinde bir bardak var, dumanı tütüyor. Kapıyı açtım.

“Yeni çay demlemiştim abi, için ısınsın.” Yanına da üç beş bisküvi koymuş.

“Sağ olasın birader. İnceden midem kazınmıştı, iyi oldu.”

“Afiyet olsun.”

 

Bir çırpıda tıkındım elemanın getirdiklerini. Valla çok hora geçti herifin kıyağı, ciğerime değdi. Dişimin arasında bisküvi kırıntısı kalmasın diye kapının cebindeki sudan birkaç yudum su ile ağzımı çalkalayıp yuttum. Suyu yerine bıraktıktan sonra montumun fermuarını burnuma kadar çekip uyumaya koyuldum.

 

Birkaç saat sonra her yanım tutulmuş bir şekilde uyandım. B.k gibi rüyalar gördüm. Ne gördüğümü hatırlamıyorum bile ama hala bıraktıkları ürkekliği hissediyorum. Bir şeylere geç kalmış gibi bir his var içimde. Sanki uyumakla çok büyük hatalar ettim, çok şey kaçırdım. Elimi yüzümü yıkasam iyi olacak.  

 

Arabayı kilitleyip tuvalete gittim. Hacetimi giderip elimi yüzümü güzelce yıkadım. Bizim iyilik meleğine hayırlı işler dileyip arabaya bindim. Radyodan bir kanal buldum. Mutlu bir hatun koymuşlar, sabah sabah neşe saçmaya çalışıyor etrafına. Böyle gereksiz, yapay mutluluklar midemi bulandırıyor. Kapattım. Bir sigara yaktım. Biraz olsun kendime geldiğimi hissettim. Arabayı çalıştırıp yola koyuldum.

 

Neler yapacağımı düşünmeye başladım. Dükkânlarına saldırmayı düşünmedim değil. Fakat bu hiçbir şeyi çözmeyecek. O geri zekâlılar benim evime saldırmış olabilir, buna karşılık versem duracaklar mı? Onlar da devam edecek, bu hırgür de. Belki ilk sefer kimse ölmemiş olabilir. Ama bu kargaşa devam ederse çok kişi tahtalıköyü boylayacak, bir o kadar kişi de deliğe tıkılacak.

 

Yoruldum bu keşmekeşten.

 

Artık silkinmem lazım. Eşim bağırmakta haklı. Nereye kadar böyle zirzop yaşayabilirim? Artık kızım var. Kendimi düşünmüyorsam bile kızımı düşünmeliyim. Kumar denen bu illeti hayatımdan çıkarmam lazım. Döneyim köyüme. Dükkândaki tüm arabaları satayım üç beş bin aşağıya, köydeki yaylaların birine açayım bir alabalık restoranı. Annem ve eşimle beraber işletiriz. Hem kızım da doğa ile iç içe büyümüş olur, şehrin pisliğini çekmez.

 

Fıstık gibi plan, keyfim gıcır oldu.

 

Birkaç saat sonra dükkânıma ulaştım. Çelik kasadaki silahı alıp arkama sıkıştırdım. Passat’a atlayıp herifçioğlunun dükkânına gittim.

 

Çalışanları vardı kapının önünde.

“Patronun nerede lan?”

“Üstte, ofiste.”

“Çağır bakayım onu.”

Eleman, bağırdı arkaya doğru. Bizimki geldi. Yanında iki tane adamı...

“Buyur Kenan birader, bir şey mi istedin?”

“Yok, bir şey istemedim.”

“Belli ki mesajımızı almışsın, yüzün itin g.tüne döndüğüne göre…”

“He, aldım aldım. Ben de sana bir mesaj vermeye geldim.”

“Ne mesajı lan? Adam akıllı anlat, şifreli şifreli konuşma.”

“Bak Vural, al şu arabayı borç kapansın. Mesajın da senin yanına kalsın. Evimi yuvamı dağıttın ama artık uğraşamayacağım.”

“Kumar borcu namus borcudur Kenan. Namussuzluk eden sendin. Dua et bir tarafına sıkmadık.”

“Tamam ulan anladık. Nakit param yok, al şu Passat’ı, kapansın mevzu.”

 

Arabanın yanına doğru gitti. Hamamda kız avına çıkan kayınvalide gibi her yerine baktı. Bilmiş bilmiş adımlarla yanıma geldi.

“Çok zaman geçti borcunun üzerinden Kenan, zararım çok oldu. Bir de Focus’u verirsen hesabı kapatırız.”

 

Şerefsiz… Hak ettim. Tüm bu şerefsizlikleri hak ettim.

“Tamam ulan, senetleri al gel, gidelim notere, ödeşelim.”

 

...

baba yol macera bedel kovalamaca kız çocuğu kumar