Büşra Canbaz

Deneme

Hayat Radyosu

26 Temmuz 2021 - 19:23

Büşra Canbaz

5 dk.

HAYAT RADYOSU: 04.30

 

Merhaba Sayın Dinleyenler;

 

Ulaşmak sizlere… Saz olmazsa söz ile söz olmazsa his ile... Yazmak ve söylemek olmasaydı ne yapardım, bilmiyorum. Ya konuştuklarım kafamın içinde kalsaydı ya kalemim yazmak ne bilmeseydi; dünya benim için durur muydu? Bunun adı "delirmek" mi olurdu? Bugün konumuzu bilhassa ben seçtim. Bu gece "özlem ve hayat" diyeceğiz. Özleyeceğiz bu gece bir şeyleri, hayatı biz anlatacağız.

 

Özlemek bir şeyleri, insanları, yeri ve zamanı… Özlemeye değer bir şeyleri hala barındırabilmek ruhumuzda oldukça kıymetli. Zaman tüketme çağı. Zamanı, maddeleri, kişileri, sevgileri ve koskoca bir ömrü. Hiç kimse zorluk görmemiş kadar unutkan. Pamuklara sarılmış gibi narin. Hiç sevilmemiş gibi kötü. Dünyayı kendi etrafında döndürecek kadar bencil. Belki de "narsist" demeliyiz. Böyle bir çağda üretmek, okumak, dinlemek ve anlamak suyunu içen herkes, kalbinde özlemi de filizlendirmiştir. İnsan yüreği, hepsine öyle güzel ev sahipliği yapıyor ki... Aşka, hüzne, sevgiye, fedakârlığa, özleme. Hiçbirini birbirinden ayırmadan. Zararına ziyanına bakmadan. Olanı olduğu gibi kabullenerek. "Bir kalpten bile alacak dersimiz var." diyerek; ilk dinleyicimizi bağlıyorum yayına.

 

* İsmini vermek istemeyen bir beyefendi.

 

- Merhabalar, sizdeyiz beyefendi. Özlem ve hayat için ne söylemek istersiniz?

 

- Merhaba, kafamı yastığa koyduğumda uyutmayan şey, bu yayını dinlememi sağladı. Yattığın yatak batar, yastık beton olur özlerken. Hele ki uzaksan. Neyi özlediğini bile bilmezken. Alınan nefes yetmez, doldurmaz ciğeri. Dermanı ararsın öylece. Derdini bilmeyen, dermanı ne yapsın. "Kanayan yerinin neresi olduğunu bulana kadar, kanamayanlarını kanatmak" bunun adı. Maddesel bir özlem değil bu. Elle tutulmaz, gözle görülmez. His. Üç harf, sonsuz duygu. Belki aşkı özlemek, belki de içindeki çocuk heyecanı özlemek. O saf hale kavuşmayı istemek. Tüketim çağında tüketmeyeni düşlemek. Gurbetse buna gurbet. Mekânın ve zamanın olmadığı bir gurbet. Kilometrelerle ölçülemeyecek kadar büyük bir his. Kilometrelere sığamadığı gibi bazen kelimeler de yetmiyor bir şeyleri anlatmaya. Bu saatte sizi de uyutmayan her ne his ise hepsini kucaklıyorum. İyi geceler…

 

- Uyku ve uykusuzluk. Nasıl da koyun koyuna iki terim. Uyuyamayan, uykunun kıymetini anlar da uyuyan, uyuyamayanın halini anlamaz. Anlayamaz. "Yarayla alay eder yaralanmamış olan…" diyor şair. "İnsanın tanımı ne?" deselerdi bir gün bana, bu dizeyi yazardım dağa, taşa, duvara…  İnsanlar, anlamak sularını geçeli çok olmuş. İnsanlar, artık emeksiz. Her gün o kapı kapanıyor; her birimiz evlerimize, kederlerimize, kaderlerimize, uykusuzluklarımıza, şekersiz kahvelerimize, sohbetsiz çaylarımıza dağılıyoruz. Kapıyı kapatıyoruz ve başlıyor hayat. Tatsız, tutsuz…

 

Özlediği şeyi bilememek… Bu daha bir zor olsa gerek. Arar durur o insan. Özlediği şeyi bulana kadar ki sürer gider bu serüven. Serüven, işte bunun adı "hayat" olsa gerek. Aramak ve bulmak üzerine kurulmuş bir dünya burası. Ara, bul ve yeniden ara; yeniden, yeniden… Yarış atı hissi hiç gitmez içinden. Hayatta kalmak istiyorsan yarışmak zorunda olduğun bir serüven. İnsanca yaşamayı özlemek. Adaleti özlemek, hakkı özlemek…

 

Sıradaki dinleyicimiz hatta.

 

* İsmini vermek istemeyen bir dinleyici.

 

- Merhaba efendim. Sizdeyiz…

 

- Sizce de özlemenin soyutluğundan bahsetmedik mi çokça? Ben bu yayına tüm özleyenler için katılıyorum. Fiziken özleyenler için. Annesini, babasını, ablasını, abisini, sevgilisini, eşini, dostunu, köpeğini… Özlemek sadece bir arayış olmamalı. Kilometreleri barındıran her özlem için önümü iliklerim bu gece. "Bulunduğun yer, seni memnun etmiyorsa yerini değiştir, sen ağaç değilsin…" der Jim Rohn. Bazen insanlar tam olarak bir ağaçtır. Bazen bazı koşullar değiştirilemez. Bazen kilometreler gönlünüze döşenir. Ulaşmak için hevesiniz hep vardır içinizde. Annenizin sıcacık yemekleriyle sunduğu şefkate, babanızın hiçbir şey hallolmasa da verdiği o hallolacak hissine, ablanızın adeta bir anneymiş gibi sizi sahiplenmesine,  abinizin yaslandığın bir dağ oluşuna, sevgilinizin size sunduğu eşsiz huzurla karışık kaygıya, dostlarınızın samimi kahkalarına, köpeğinizin hiçbir şey söylemeden o baş koyduğu dize… Hepsine ulaşmak için gün saymak. Özlemi, her hücrenizde ayrı ayrı hissetmek. Bazen gözyaşlarıyla karşılamak o hissi, bazen buruk bir gülümseme bırakmak fotoğraflara.  Takvimden gün saymak. Eşsiz hayaller kurmak. Hepsi özleme ait, hepsi bizden. Hepsi ulaşılabilir. Özlemekse tüm bunları özlemek. Özlediğiniz her şeye kavuşmanız dileğiyle. İyi geceler…

 

- İyi geceler Sayın Dinleyen. Farklı bir pencereden bakmanın adını verdiniz bize.

 

Bir şarkıyla bitirelim o zaman yayınımızı. Ne zaman dinlesem yüreğimin acıdığını hissettiğim bir şarkı. Aynı yerlerde acıyorsa canımız, kanayan yara aynı demektir Sayın Dinleyenler…

 

Mikrofonda Mark Eliyahu ve Cem Adrian: "Derinlerde." diyor.

 

Özlem ve çaresizliğin adı olmuş şarkı. Başlamanın ve bitirmenin kolay olmadığı, aldığın nefesin ciğerini doldurmadığı her ana… Size bu şarkıyla veda ediyorum Sayın Dinleyenler. Bu gecelik sözüm de sazım da hissim de böyle…

 

İyi geceler, tabii mümkünse…

 

diyalog özlemek çaresizlik his radyo dinlemek