Beyza Bayraktar

Şiir

Bir Eylül Rüyası

14 Nisan 2021 - 19:23

Beyza Bayraktar

1 dk.

Özene bezene ilmek atmışım boğazıma.

Tırabzanlarda kurumuş tuzlar hep elimi keserdi.

Ve mehtap…

Hep oradaydı,

Ama ilk kez o gece görüyorum.

Sonsuzluğa mahkûm bir insan,

Nasıl kaybederse

Yüzlerce kez her sevdiğini,

Öyle yansıyor ışığı gözlerimden.

 

Yakamozlar kesiliyor tam önümde.

Vapur camları buğulu,

Bir iki çocukça harf üzerlerinde,

Düşünmeden atılmış kusursuz bir imza.

Üşüyorum…

Her imza istisnasız sona atılır halbuki.

Yarattıklarımızın sahipliği için yanıp tutuşan biz,

Kaçınılabilir sonları parmaklarımızla yaratırız.

 

Her gözyaşı farklı ıslatıyor,

Biliyor muydun bunu?

Ve denize bakarak almak ayıptır tuzlu tatlarını.

 

Yosun kokuyor karanlık.

"Bir kokusu olsa bu olur." diyorum,

Çocuklukta dinlenen deniz kabuklarının.

İnce bir saz sesi, yan lokantadan.

Gözlerimin açık olduğuna yemin edebilirdim,

Oysa rüya gördüğüme eminim şimdi.

 

Boncuklu turuncu perdeler,

Soğuk beyaz mermerler,

Çekmeli sifonlar…

Üşüyorum sonra, yanaklarım bu kadar sıcakken.

 

Son cümlesi okunmasın diye yakılır mı kitaplar?

İçilmişse gözlerin daha önce,

Aynı bakabilir misin dalgalara?

 

Uzaktan rakı kokuyor sofralar şimdi,

Beyaz peynir, kalamar ve kızarmış ekmek.

Rüzgârdan anlamalıydım oysaki

Kayalara vurduğu o akşamüstü.

Şimdi kirpiklerimde o ünlü dizeler,

Attila İlhan’dan.

 

Ben daha uyanmamışım.

deniz son eylül gecesi vedasız ayrılıklar

Yorumlar

Yorum yazabilmek için yapmalısın.